PARTİ MECLİSİ SONUÇ BİLDİRGESİ-23 AĞUSTOS 2026

Parti Meclisimiz, 23 Ağustos 2026 tarihinde gerçekleştirdiği toplantıda Türkiye’deki siyasal gelişmeleri, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü bakımından ortaya çıkan imkânları ve riskleri, bölgesel gelişmeleri, toplumsal muhalefetin durumunu ve önümüzdeki dönemin siyasal mücadele başlıklarını değerlendirmiştir.

Üçüncü paylaşım savaşı ve emperyalist saldırganlık

Dünya ve bölgemiz, üçüncü paylaşım savaşı dinamiklerinin giderek derinleştiği tarihsel bir dönemden geçmektedir. Bölgesel savaşlar zaman zaman şiddetlenmekte, yeni çatışma alanlarına yayılmakta ve daha geniş bir savaşa dönüşme eğilimi göstermektedir. Emperyalist güçlerin nüfuz alanlarını genişletme ve yeniden paylaşım politikaları, halkları ağır bedeller ödemeye zorlayan bu savaşların temel dinamiklerinden biridir.

Yeşil Sol Parti, emperyalist saldırganlığa, işgal politikalarına ve savaşın her biçimine karşı halkların barış, eşitlik ve özgürlük mücadelesinin yanındadır. Savaş politikalarının karşısına halkların kardeşliğini, ulusların kendi kaderini tayin hakkını, demokratik çözümü ve barışı koyuyoruz.

Türkiye’de siyasal durum ve demokratik çözüm zemini

Bugün Türkiye’de içinde bulunduğumuz dönem, son derece kritik ve kırılgan bir zemine sahiptir. Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü bakımından henüz kalıcı ve kurumsallaşmış bir durumdan söz etmek mümkün değildir. Bununla birlikte, çatışmanın sona erdirilmesi ve sorunun askeri yöntemlerle değil, siyasal ve demokratik yollarla çözülmesine yönelik ortaya çıkan imkânları önemli buluyoruz.

Bu zeminin kalıcı bir çözüm doğrultusunda ilerlemesi; toplumun demokratikleşme beklentilerinin karşılanmasına, demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılmasına ve çözüm iradesinin toplumsal bir güç haline gelmesine bağlıdır. Çatışmasızlığın korunması önemlidir. Ancak kalıcı bir çözümün yolu, Kürt halkının eşitlik ve özgürlük taleplerinin tanınmasından, halkların eşit ve özgür birlikteliğinden, demokratikleşmeden ve toplumsal adaletten geçmektedir.

AKP-MHP iktidarının mevcut çözüm zeminine yaklaşımının, güvenlikçi devlet politikaları ve kendi siyasal öncelikleriyle şekillendiği açıktır. Buna karşılık, Kürt sorununun demokratik çözümünü savunan siyasal ve toplumsal güçlerin yaklaşımı; eşit yurttaşlık, demokratikleşme, halkların eşitliği ve toplumsal barış hedefleri üzerine kuruludur. Bu farklı siyasal yaklaşımlar arasındaki farkın önemli olduğunun altını çiziyoruz.

Yeşil Sol Parti olarak, mevcut kırılganlığa ve taşıdığı bütün risklere rağmen çatışmasızlığın kalıcı hale gelmesi ve demokratik çözüm imkânlarının güçlenmesi yönündeki adımları desteklemeyi sürdüreceğiz. Aynı zamanda, çözüm iradesini dar güvenlik hesaplarının konusu haline getiren, toplumsal beklentileri görmezden gelen ve demokratikleşme ihtiyacını erteleyen yaklaşımlara karşı mücadele etmeye devam edeceğiz.

Kastamonu ve Düzce’de Kürtlere yönelik gerçekleşen saldırıları kaygı verici buluyor ve kınıyoruz. Bu saldırılar, halklar arasında düşmanlığı körükleyen, toplumsal gerilimleri derinleştiren ve ortak yaşam zeminini hedef alan milliyetçi ve ırkçı yönelimlerin sonuçlarıdır. Halkların eşit ve özgür biçimde bir arada yaşama iradesini hedef alan her türlü ayrımcı ve ırkçı saldırının karşısında durmaya devam edeceğiz. Halkların kardeşliğini ve eşitliğini, ortak yaşamın ve demokratik geleceğin temel ilkesi olarak görüyoruz.

Demokratik çözümün hukuksal zemini ve ‘Çerçeve Yasa’

Kürt sorununun şiddet dışı ve demokratik araçlarla çözümünü güvence altına alacak hukuksal ve siyasal düzenlemeleri önemli buluyoruz. Bu çerçevede gündeme gelen yasal düzenlemelerin, demokratik çözüm açısından bir başlangıç olmasını ve çözümün hukuksal güvencelerinin oluşturulmasına hizmet etmesini umut ediyoruz.

Ancak bugüne kadar izlenen yasanın hazırlık süreci ile yapılan yasada dikkat çeken güvenlikçi yaklaşım ve ötekileştirici dil, mevcut çözüm zeminini güçlendirmek yerine önemli tereddütlere yol açmaktadır. Demokratik çözümün hukuksal çerçevesi, güvenlik bürokrasisinin ihtiyaçlarına göre değil, toplumsal barışın, demokratik siyasetin ve halkların eşitliğinin gereklerine göre kurulmalıdır.

Barışı ve demokratik çözümü toplumsallaştırmak

Toplumsal barış, yalnızca silahların susması ya da Kürt sorununun bir güvenlik başlığı olmaktan çıkarılmasıyla sınırlı değildir. Kalıcı barış; eşitlik, özgürlük, demokrasi ve sosyal adalet temelinde toplumun bütününü dönüştürecek bir mücadele ve inşa sürecidir.

Türkiye’de ve bölgede uzun yıllardır sürdürülen savaş ve güvenlik politikaları toplumun bütün dokusunu etkilemektedir. Askeri harcamaların ve silahlanmanın büyümesi, bölgenin giderek daha fazla militarize edilmesi, milliyetçiliğin güçlendirilmesi ve siyasal sorunların güvenlikçi bir dille ele alınması aynı bütünün parçalarıdır. Kadınlara ve çocuklara yönelik şiddet, LGBTİ+’lara yönelik nefret ve saldırılar, doğanın sermaye birikimi uğruna talan edilmesi, farklı halklara yönelik düşmanlaştırıcı dil ve emeğin sömürüsü, militarizmle beslenen ve birbiriyle ilişkili sorunlardır.

Bu nedenle barış anlayışımız, yalnızca çatışmanın sona ermesine değil; şiddeti, eşitsizliği, sömürüyü, ayrımcılığı ve ekolojik yıkımı üreten koşulların ortadan kaldırılmasına dayanmaktadır. Barış, kadınların yaşam hakkından ekolojik varlıkların korunmasına, emeğin haklarından halkların eşitliğine, çocukların güvenliğinden LGBTİ+’ların özgür yaşam hakkına kadar uzanan bütünlüklü bir demokratik dönüşüm meselesidir.

Otoriter rejime karşı demokrasi mücadelesi

AKP-MHP iktidarı, Türkiye’de kurduğu otoriter rejimi kalıcı ve kurumsal hale getirme yönünde adımlar atmayı sürdürmektedir. Yargının siyasallaştırılması ve araçsallaştırılması, belediyelere ve yerel demokrasiye yönelik ağır müdahaleler, muhalif siyasetçilerin ve toplumsal muhalefet güçlerinin gözaltı ve tutuklamalarla hedef alınması, devletin imkânlarının muhalefeti dağıtmak ve etkisizleştirmek için kullanılması bu yönelimin parçalarıdır.

Toplumda demokratikleşme ve barış yönündeki beklentilerin güçlendiği bir dönemde gözaltıların, tutuklamaların, baskı ve susturma girişimlerinin artarak devam etmesi kabul edilemez. İktidarın bir yandan demokratik çözümden söz edilirken diğer yandan demokratik siyasetin alanını daraltması, toplumsal barış ve demokratikleşme açısından son derece ciddi bir çelişkidir.

Tüm bu gelişmeler, demokratik çözüm ve toplumsal barış bakımından zaten kırılgan olan mevcut zemini daha da zayıflatmaktadır. Bugün iktidar, Türkiye’nin demokratikleşmesinin önündeki en büyük engellerden biri haline gelmiştir. Bu nedenle otoriter rejimin kurumsallaştırılmasına karşı mücadele, demokrasi mücadelesinin ayrılmaz bir boyutudur.

Yeşil Sol Parti, otoriterleşmeye karşı demokrasi mücadelesini Kürt sorununun demokratik çözümünden, kadın özgürlük mücadelesinden, emek mücadelesinden ve ekoloji mücadelesinden ayrı görmemektedir. Demokratik çözümün ve kalıcı toplumsal barışın yolu, demokratik siyasal alanın genişlemesinden geçmektedir.

Demokrasi Koalisyonu, üçüncü yol ve Sol Odak

Türkiye siyasetinde ortaya çıkan yeni arayışlar ve siyasal dizilimler, demokrasi mücadelesi bakımından yeni imkânlar ve sorumluluklar da ortaya çıkarmaktadır. Mevcut iktidar blokuna karşı demokrasi, emek, özgürlük ve eşitlik temelinde oluşabilecek yeni mücadele ve siyaset alanlarının doğru değerlendirilmesi önemlidir.

Bu dönemde ihtiyaç duyulan, demokrasi güçlerinin geniş ve güçlü bir Demokrasi Koalisyonu perspektifiyle yan yana gelebilmesidir. Böyle bir koalisyon, dönemsel olarak oluşturulan seçim ittifaklarının ötesinde; otoriterliğe, savaş politikalarına, sömürüye, ırkçılığa, kadın düşmanlığına ve ekolojik yıkıma karşı ortak mücadele iradesinin geliştirilmesi olarak ele alınmalıdır.

Bu perspektif içerisinde, Yeşil Sol Parti’nin de bileşeni olduğu DEM Parti’nin bileşenli ve çoğulcu yapısının korunması ve güçlendirilmesi önem taşımaktadır. Ancak mevcut siyasal gelişmeler, bu yapının yalnızca korunmasını değil; demokrasi, emek, ekoloji, kadın özgürlük mücadelesi ve halkların eşitliği temelinde daha etkili, güçlü ve kapsayıcı hale getirilmesini de gerekli kılmaktadır. Önümüzdeki dönemde ortak mücadele alanlarının ve bileşenli siyasal yapıların demokratik işleyişinin güçlendirilmesi; farklı siyasal geleneklerin, toplumsal hareketlerin ve mücadele deneyimlerinin gerçek bir söz ve karar gücüne sahip olması önemlidir.

Üçüncü yol siyaseti, mevcut iktidar blokuyla onun karşısındaki sermaye düzeni içi alternatiflerden biri arasında tercih yapmak anlamına gelmemektedir. Üçüncü yol; işçi sınıfının, emekçilerin, Kürt halkının, kadınların, gençlerin, LGBTİ+’ların, ekoloji mücadelesi yürütenlerin ve bütün ezilenlerin kendi bağımsız siyasal gücünü ve ortak mücadele hattını büyütmesi anlamına gelmektedir.

Bugün ihtiyaç duyulan; burjuvazinin kendisini ilerici olarak tanımlayan kesimlerine de gerici kesimlerine de siyasal olarak tabi olmayan, emeğin, özgürlüğün, eşitliğin, kadın özgürlüğünün, ekolojik yaşamın ve halkların ortak mücadelesinin belirleyici olduğu güçlü bir sol-sosyalist-ekolojik odak ile bugünkü otoriter rejime karşı en geniş demokrasi güçlerini yan yana getirecek ve demokrasi mücadelesini yükseltecek bir Demokrasi Koalisyonu’nun birlikte güçlendirilmesidir.

Mücadeleleri ortaklaştırmak

Önümüzdeki dönemin temel sorumluluklarından biri, farklı mücadele alanları arasındaki bağları güçlendirmek ve bu mücadeleleri ortak bir demokratik dönüşüm perspektifi içinde buluşturmaktır.

Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31, iklim krizinin kapitalist birikim politikalarından ve doğa talanından bağımsız ele alınamayacağını bir kez daha ortaya koymaktadır. Yeşil Sol Parti, COP31 sürecini ekoloji, emek ve demokrasi güçlerinin ortak mücadelesini büyütmenin önemli bir imkânı olarak görmekte, resmi zirvenin sınırlarının karşısında, tabandan yükselen Halkların İklim Zirvesi’ni (HİZ) ekoloji örgütleri, emekçiler, yerel direnişler, kadınlar ve gençlerle birlikte örmeyi temel görevlerinden biri olarak görmektedir.

Yeşil Sol Parti, önümüzdeki dönemde ortaya çıkan demokratik çözüm imkânlarını korurken bunları daha ileri bir demokratik ve toplumsal dönüşüm perspektifiyle buluşturmayı, otoriter rejimin kurumsallaştırılmasına karşı mücadeleyi büyütmeyi ve halkların eşitliği temelinde emekçilerin ve ezilenlerin bağımsız siyasal hattını güçlendirmeyi temel görev olarak görmektedir.

Yeşil Sol Parti; savaşın, otoriterliğin, sömürünün ve ekolojik yıkımın karşısında, demokratik çözümün, halkların eşitliğinin, kadın özgürlüğünün, emeğin ve ekolojik yaşamın yanında mücadele etmeyi sürdürecektir.

Bizimle İletişime Geç

Yeşil Sol Parti
web sayfasına hoş geldiniz.
Yeşil Sol Parti'ye destek olmak amacıyla bağışta bulunmak için:
Yeşil Sol Parti
Ziraaat Bankası Mithatpaşa Şb.
Hesap No: 97802160 5001
İban No: TR89 0001 0012 6297 8021 6050 01