NEWROZ ATEŞİ HALKLARIN ÖZGÜR GELECEĞİ İÇİN YANIYOR
Newroz, halkların tarihsel hafızasında yaşayan bir bayramdan ibaret değildir. Newroz, doğanın yeniden canlanmasının, hayatın kendini yeniden inşa etmesinin ve karanlığa […]
Dünya, eşitsizliklerin derinleştiği, savaşların yaygınlaştığı ve otoriterleşmenin güç kazandığı tarihsel bir dönemden geçmektedir. Bu süreç, emekçiler için daha fazla yoksulluk, daha fazla güvencesizlik ve daha fazla hak kaybı anlamına gelmektedir. Türkiye’de de bu tablo bütün ağırlığıyla hissedilirken geniş halk kesimleri derin bir geçim kriziyle karşı karşıya bırakılmaktadır. 2026 1 Mayıs’ı, bu koşullar altında, emekçilerin taleplerini yükselttiği ve ortak mücadele iradesini güçlendirdiği kritik bir eşik olarak karşımızda durmaktadır.
Türkiye’de emek sömürüsü yapısal bir nitelik kazanmıştır. Milyonlarca çalışan için ortalama ücret haline gelmiş olan asgari ücretle çalışan milyonlarca emekçi, açlık sınırının altında yaşamaya zorlanmaktadır. Emekliler, yıllarca süren çalışmalarının karşılığında insanca yaşam koşullarından mahrum bırakılmaktadır. Kayıt dışı çalışan işçiler ise güvencesizlik, denetimsizlik ve düşük ücret sarmalında ağır bir sömürüye maruz kalmaktadır. Esnek çalışma modelleri, taşeronlaşma, işin ve hizmetin dijital platformlar üzerinden organize edildiği bir çalışma ve üretim modeli olan platform ekonomisi gibi uygulamalar emeği parçalamakta, emekçilerin ortak hak mücadelesini zayıflatmaktadır.
İşçi sınıfı, üretimin örgütlenmesi sürecindeki dönüşüme paralel olarak önemli bir değişim geçirmektedir. Görece örgütlü ve kolektif hareket edebilen yapının yerini bugün, dağınık ve güvencesiz çalışma biçimlerinin belirlediği yeni bir tablo ile karşı karşıyayız. Bu durum, emekçilerin ortak hareket etme kapasitesini zayıflatmakta ve sınıf dayanışmasını geriletmektedir. Bu parçalanma, sermayenin çıkarlarını güçlendirirken sömürünün derinleşmesine ve sömürü sisteminin ömrünün uzamasına hizmet etmektedir.
Bu nedenle, emek mücadelesinin mevcut haliyle ve mevcut örgütsel yapısıyla yükseltilmesi artık mümkün görünmemektedir. Günümüz koşulları, daha kapsayıcı, daha yaygın ve daha etkili mücadele biçimlerinin geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Kayıt dışı çalışanları, platform işçilerini, göçmen emekçileri ve güvencesiz tüm kesimleri kapsayan yeni bir örgütlenme anlayışına ihtiyaç vardır. 21. yüzyılın çalışma ilişkilerine yanıt verebilecek yeni bir sendikal yaklaşım ve buna uygun bir mücadele hattı, emekçilerin haklarını korumanın temel koşulu haline gelmiştir.
Öte yandan, küresel ölçekte yaygınlaşma riski artan savaşlar, emekçilerin yaşam koşullarını doğrudan etkilemektedir. Bu savaşlar, tüm yeraltı ve yer üstü varlıkların ve enerji hatlarının paylaşımı üzerinden yürütülen emperyalist rekabetin bir sonucudur. Savaş politikaları, tüm dünyada emekçiler için daha fazla yoksulluk, daha fazla baskı ve daha ağır sömürü anlamına gelmektedir. Bu nedenle, emperyalist saldırganlığa karşı yürütülen mücadele, hem barış ve demokrasi talebinin hem de emek mücadelesinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Yeşil Sol Parti, emek, demokrasi ve barış mücadelesinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğinin altını bir kez daha çizmektedir. Demokratik hakların güvence altına alınmadığı bir düzende emekçilerin kazanımlarını koruması mümkün değildir. Aynı şekilde, savaş politikalarının sürdüğü bir ortamda toplumsal refahın ve adaletin sağlanması da mümkün olmayacaktır. Bu nedenle mücadelemiz, hem emek sömürüsüne hem de savaş ve otoriterleşme politikalarına karşı bütünlüklü bir hattı esas almaktadır.
2026 1 Mayıs’ı, emekçilerin birliğini güçlendiren, emek, barış, demokrasi ve ekoloji mücadelesinin yükseltildiği, toplumsal muhalefetin ortaklaştığı bir zemin haline getirilmelidir.
Yeşil Sol Parti, tüm emekçileri, emeklileri, gençleri ve halklarımızı, emeğin haklarını, demokratik bir toplumsal düzeni ve kalıcı barışı birlikte savunmaya çağırmaktadır. 1 Mayıs, bu ortak mücadelenin büyütülmesi için önemli bir fırsat haline dönüştürülmelidir.
Emek, demokrasi, barış ve ekolojik bir yaşam için mücadeleyi birlikte büyüteceğiz.
Yaşasın 1 Mayıs
Bijî Yek Gûlan
Newroz, halkların tarihsel hafızasında yaşayan bir bayramdan ibaret değildir. Newroz, doğanın yeniden canlanmasının, hayatın kendini yeniden inşa etmesinin ve karanlığa […]
21 ARALIK 2025/ANKARA Tarihsel Kırılmanın Eşiğinde Dönüm Noktası Dünya, Ortadoğu ve Türkiye, tarihsel kırılmaların, hegemonik güç mücadelesinin, ekonomik ve ekolojik […]
Hızla değişen dünya, bölge ve ülke koşulları durumu yeniden analiz etmeyi ve buna uygun çözümlemeler yapmayı zorunlu kılıyor. Yeşil Sol […]
“Doğayla barışmadan kalıcı barış sağlanamaz” diyen 86 ekoloji örgütü, sendika, inisiyatif ve platformun hazırladığı Doğayla da Barış başlıklı rapor bugün […]